Kaldırım Taşları
http://kaldirimtaslari.anatolianrock.com
sound cloud
 
 Ana Sayfa
 Grup Hakkında
 Grup Elemanları
 Demolarımız
 Videolarımız
 Fotoğraf Albümü
 Forum
 Linkler
 Bize Ulaşın
 
 
en baba hippi:ERKİN KORAY

Önümüzdeki günlerde
'Mezarlık Gülleri' isimli kitabı çıkacak olan rock müziğin efsanesi Erkin Koray anlattı:

Türkiye'de rock'çu olmanın bedeli çok ağır. Memlekette benim kadar dayak yemiş olan yok

Yıllar önce rahmetli Cem Karaca'yla yaptığım röportaj sonrasında dayak yemişten beter olmuştum. Hani diliyle dövenlerdendi Karaca... O zamanlar biraz gençlik, biraz heyecan, e biraz da yeni olmanın verdiği 'cehalet' vardı üstümüzde; o dayağın acısını tez unuttuk. Aradan epey zaman geçti, bu kez Erkin Baba'yla konuşmak nasip oldu. "Şu Allah'ın işine bak" dedik demesine de aklımızda bir 'Karaca dayağı' kalmış ne de olsa; istemsiz döndük eski günlere... Hele Erkin Koray, röportajın bir yerinde "Benim kadar dayak yemiş olan yok bu memlekette" deyince, sanki biri kulağıma "Dayan" sözünü fısıldı... Neticede karşımdaki zor, zor olduğu kadar sinirli, sinirli olduğu kadar hoşgörülü ve hepsinden öte 65 yaşında hâlâ 'hippi' ruhlu bir rock efsanesiydi... Konuştuk, konuştuk, kelimeler geride kaldı ama Erkin Baba, kimseye laf etmedi, kimseye ters düşmedi, kimseyi de yüceltmedi... Dedik ya Erkin Baba'ydı karşımızdaki, elden geldiğince 'doğru' ve de 'usturuplu' bir dildi konuşulan bizimkisi... Gelelim asıl konuya...

KİTABINI 8 YILDA YAZDI

Erkin Baba, 'Mezarlık Gülleri' isimli bir kitap yazdı. Tam tamına 8 yılda... Ne bir otobiyografi, ne (şu sıralar moda olduğu üzere) sağa sola 'salladığı' anılarını anlattığı bir kitap bu. Eldeki verilerden yola çıkılarak biraz ders, biraz öğüt verilmiş... Kimi yerde gülünmüş, kimi yerde ciddi olunmuş... Aziz Nesin'in oranladığı yüzde 60'lık kesime göndermeler yapılmış, memleket meselelerine dokundurulmuş... Alfa Yayınları'ndan çıkacak olan kitabın yazılma amacına gelince...

* Genç kuşak Erkin Koray'ı kaynağından öğrensin diye mi yazdınız kitabı?
Kaynağından bazı şeyler öğrenilsin diye yazdım ama amacım tam da bu değildi.

* Neydi?
Ben daha felsefi bir kitap yazmayı düşündüm ama bir yandan da okuyucuyu yormayayım dedim. Şimdi gençlerin fazla yorulmaya tahammülleri yok! Esasen bu kitapta ben gençlerin farkına varmadıkları bazı şeyleri anlatıyorum. Hafif kapalı, kapalı da değil de, hikaye gibi geçerekten, varlığından bile haberleri olmadığı konulara değiniyorum, hissettirmeden.

* İçinizdekileri mi döktünüz?
Öyle diyelim, öyle olsun ne olacak!

* Dolayısıyla bu bir Erkin Koray otobiyografisi olmanın ötesinde...
Hiç yok gibi... Çok az.

* Biraz da anılarınızdan yola çıkarak ders vermek istemiş gibisiniz... Ama kaleminiz de sert...
Bilemiyorum. Daha önce olsaydı daha sert olurdu. Ben şimdi çok yumuşak buluyorum. Ne yazmışım diye okuduğum zaman; 'ilahi' diyorum kendime, 'şunu yazsana doğru dürüst...' Ama yok, iyidir böyle. Çünkü kimseden de alıp veremediğim yok. Bazı şeylerin açığa çıkmış olmasını istiyorum. Benim bu kitapta kimseye verdiğim bir cevap yok. Mesela gazetecilere faks çekmişim ama yayınlanmamış. Ben bu kitapta fırsat bu fırsat, kalemi elime geçirdim, dur şunlara cevap vereyim demedim. Zaten onlara vermişim o cevapları. Sadece vatandaşa ulaşmamış. Buraya verdiğim cevapları koydum. Dolayısıyla normların dışında bir şey yok. Dedim ya, 'kitabı yarı belgesel yapalım' dedik.

* Kitabınızda genel olarak bir öfke adamının, kızgın adamın söylemleri var...
Evet o bölümüne denk gelmiş... Ben bu konuyu kitabın içinde izah ediyorum, niye böyle olduğunu.

* Niye böyle oldu?
O kadar çok konu vardı ki iletmem gereken... Notlar yazdım, işte onların arasından şikayet bölümüne denk gelmiş çoğu. Halbuki amacım direkt bir şeylerden şikayet etmek değildi. Benim esasen pek fazla rahatsızlığım yok çünkü kendine güvenen bir adamım. Esasen ben bunu daha önce yazmış olsam, daha fena yazardım. Ben şimdi 60 yaşını geçmiş bir adam olarak hem daha hislerini frenleyebilen bir yaştayım, hem de daha hoşgörülü bakabilecek bir yaştayım. Bu esasen çok yumuşak bir kitap. Karakterimle ilişkili olarak olağanüstü nazik ve yumuşak bir dil kullandım.

* Siz çok mu sinirli bir adamsınız?
Evet.

* Bunun cezasını çektiniz mi?
Tabii, halen çekiyorum.

* Sakin bir adam rock'çı olur mu?
Olmaz, doğru söylüyorsunuz.

* Rock'çı olmanın cezasını çektiniz mi peki?
Özellikle Türkiye'de rock'çı olmanın bedeli ağır.

ÇOK BÜYÜK ŞEYLER YAPTIM

* Siz çok kavgalara bulaşmış bir adamsınız. Adalet yerini buldu mu o kavgalar sonucunda?
Hep benim dayak yememle sonuçlandığı için adalet yerini buldu! Ben rock çalan, o tür söyleyen bir adamım. Aynı zamanda Türkçe sözlerle kendine mahsus bir müzik yapmış bir adamım. Bunu ben söylemiyorum; Avrupalılar, Amerikalılar söylüyorlar. Geçenlerde Kanada'da Ottawa Sun gazetesinde bir Amerikalı yazı yazmış; "Türkiye'ye giderseniz eğer, bu adamı dinleyeceksiniz" diye. Avrupa'da biri bir kitap çıkarmış; "Türkiye'ye giderseniz sadece bu adamı dinleyeceksiniz" demiş. Sadece benim LP'lerimi koymuş sayfasına, "Neler dinlenir bu dünyada sizin gözünüzden kaçan" diye. Ama ben bunları elime alıp bağırmıyorum, öyle bir adam değilim... Ben kendim için övünç kaynağı olarak da adlandırmıyorum; Amerikalı'nın biri, Avrupalı'nın biri benim hakkımda yazı yazdı diye... Çok doğal karşılıyorum, hatta eksik bile. Ben çok büyük şeyler yapmış bir adamım, Türkiye denen küçümsenmeyecek bir ülkede. Onun için onlar benim gözümde büyük bir adam, ilah gibi falan gözükemez. Bir Amerikalı'nın benim hakkımda yazı yazması benim için önemli değil. Daha fazlasının yazılması gereken bir adamım! Benim bu memlekette yaptıklarımı, orada yapmış olan yok! Benim kadar dayak yemiş olan yok mesela...

İnsanlar yorum yapmasın ki kolay güdülsünler

* Siz uçuk musunuz? Kitabınızdaki deyiminizle, döneminizde iltifat olarak sayılan kelime anlamıyla uçuk?
Bana öyle diyorlardır herhalde arkadaşlar, ben öyleyim diyemem.

* Seviyesi var mıdır uçukluğun bilmem ama siz hangi seviyedesiniz diye sorsam...
Başını çekmişizdir!

* Uçukların arasında kimleri sayabiliriz?
O eski bir tabirdir, şimdi yanlış anlaşılabilir, onun için uçuklar listesi yapmayalım... Bir de üstelik gençlere yanlış anlaşılacak bir yorumda bulunmuş olmayayım. Dünya şöyle bir yola doğru sürüklendi; vasıfsız, fazla yorum yapmayan insanlar yetişsin ki, gütmek kolaylaşsın. Birileri gütmek istiyor ya, bunu da elde ettiler işte. Bizim zamanımızda olsa; trafikte bu hareketleri yapanı indirip döverlerdi. Şimdi kimsenin çıtı çıkmıyor. Ama böyle bir toplum yaratmaktı amaç, amaca ulaşılmış demektir.

* Çözüme ulaşılıyor muydu peki?
Tabii. Ben olsam şahsen kanun olarak koyardım onu.

* Neyi?
Sopa!.. Pakistan'da var. Bizde de uygundur diye düşünüyorum. Trafik lambası koyuyorsun dinlemiyor, işareti koyuyorsun dinlemiyor...

* Yani hakkı kötektir...
Ancak o anlatır! Güzel anlatır üstelik. Onun anlayacağı en güzel dildir. Ama şimdi bu konulara girmeyelim

Türkiye'nin bana katacağı şey yok

* Erkin Koray Türkiye'ye ne verdi?
Daha ne verecek...

* Türkiye Erkin Koray'a ne kattı?
Türkiye'nin bana katacağı bir şey yoktur. Benim Türkiye'ye katacağım bir şey var. Zaten misyonum o. Biri de diyebilir ki, aptal mısın da kendini feda etmişsin. Böyle insanlar var.

* Tırnak içinde 'enayi' olarak görürler...
Öyle düşünen olabilir. Ama ben yapmazsam, hiç kimse bir şey yapmazsa o zaman bu memleket göçer gider.

* Memleketin halini nasıl görüyorsunuz?
Son derece kötü buluyorum.

* Demek ki, çoğunluk bir şey yapmıyor.
Kesinlikle. Çoğunluk kötülük yapıyor hatta.

* Sizin gibi kaç kişi var?
Gazetecileri, müzikçileri var, ben tek başıma değilim ama fazla da yok

Allah Baba kabiliyet vermiş çıkar çalarım

* 'Mezarlık Gülleri' ismi birdenbire pat diye mi çıktı?
Öyle bir şarkım da var benim zaten, oradan da elimde bir hammadde olmuş oldu. Kaybolmuş şarkılarım çok benim. Mezarlık Gülleri de onlardan biri...

* Anlam ve önemi nedir?
Kitabın amacına uygun oldu gibi geldi bana. Fazla da izah etmedim, içeride izah etmek ihtiyacı hissettim. Muhakkak sorulacaktır niye 'Mezarlık Gülleri' diye, ben de bir kelimeyle 'biziz' diye bir cevap verdim orada.

* Tamam işte 'biz' kim? Ya da 'siz' kimsiniz?
Biz; 'Mezarlık Gülleri'... Olduğu gibi, nasıl görünüyorsa o. Cevap bu.

* Çok inatçı bir adamsınız galiba! Sinirli, inatçı, rock'çı!
Biraz evet. Mezarlık Gülleri konusunu açmaya kalkarsak o zaman olmaz. Herkes kendine göre yorumlayacak, bazı şeyler öyle.

* Kitabınızın imlasına bile dokunulmamasını istemişsiniz. Neden?
Ben bunu müzikte de yapıyorum. Kimsenin yaptığım bir esere, yazı dahi olsa müdahale etmesini istemem. Ben onu öyle yapmak istemişsem öyledir. Benim yaptığım olmalı. Fazla hata da yapmam zaten, dilbilgisi yönüm çok kuvvetli. Herhalde editörler hata yapar, ben yapmam! Yapıyorsam mahsus yapmışımdır. Yani o virgülü oraya koymuşsam mahsustur. Çok kuvvetliyim dilbilgisinde çünkü.

* Bunu neye bağlıyorsunuz?
Böyle bir kabiliyetim var. Lisana da kabiliyetim var. 6 ay sonra gittiğim ülkenin dilini konuşmaya başlıyorum. Müziğe de kabiliyetim var.

* Müziğe kabiliyetiniz olduğunu zaten tüm dünya biliyor...
Müziğe çok fena kabiliyetim var. Ben oturup doğru dürüst bir kenara çekilip gitar çalışmış adam değilim. Ben çalışmam, çıkar çalarım, Allah Baba öyle bir kabiliyet vermiş.

* Diğerleri de öyle miydi?
Yok canım... Ben ayrı bir adamım, ben çalışmam, çıkar çalarım...

Erkin Koray'ın kadınları

Erkin Koray'ın kadınlarını hiç görmedik, bilmedik. Çünkü bu konularda bugüne kadar tek kelime etmedi. Kendi de diyor zaten; "Ben bu konuların tamamen özel olduğunu düşünürüm, her gün gazetelerde boy boy çıkanlarla bir tutmam kendimi. Onlardan daha karakterli ve sağlam bir adamım. Böyle bir ihtiyacım, eksikliğim yok. Onun için bu konuyu dile getirmeme gerek yok."

ÇEKEMEZDİM

Eşiyle yıllar önce ayrıldığını zaten herkes biliyor. "Eşimden ayrıldım mı? Evet, o beni terk etti. Tam tersi bile olmuş olsa, böyle söylerim, korkum yok" deyince soruyorum: "Annesiz bir evde kızınız mı annesinin eksikliğini hissetti, yoksa siz mi?" İşte cevabı: "İki el tutacakken çocuğun elini, bir el tutmuştur. Kızım da annesini aramadığını söylüyor. Benim yönümden; 45 yaş civarındaydım annesi gittiği sırada. Ve benim de kimseyi çekecek halim kalmamıştı. "

Sabah Gazetesi - 06 Ağustos 2006

[Haberin Eklenme Tarihi: 01.05.2007]

Haberlerin Tamamı >>